Year:2017   Issue: 26   Area: Econometrics  

Kıymet YAVUZASLAN, Elvan AKTÜRK HAYAT
MEASURING ECO-EFFICIENCY and ECONOMIC EFFICIENCY in OECD COUNTRIES USING DATA ENVELOPMENT ANALYSİS
 
Aim: Gross domestic product per capita (GDPpc) is mostly used as a welfare measurement of a country. Also the Gini coefficient is used as a measurement of the income inequality and compares the income inequality between countries. Because of these indicators ignoring the value of accumulation for the benefit of future generations, they are considered insufficient occasionally nowadays. So the recent discussions focus on sustainable development and using resources efficiently on behalf of the environment. The purpose of this study is to measure and compare the efficiencies of OECD countries by Data Envelopment Analysis (DEA) by using Gini coefficient and environmental performance data besides GDPpc data. Method: We perform the efficiency analysis for OECD countries in the year 2014 using super efficiency DEA model. We obtained economic and ecologic efficiency scores ranking based on three different models. Results: In the study, according to Model 1, we found that Luxembourg, Hungary and Greece are the top economic efficient countries. According to Model 2, Luxembourg, Iceland, Norway, Slovenia, Hungary, Greece have the highest super efficiency scores. Model 3 takes into account economic and ecologic indicators. With comparison to Model 2, there are two more countries (e.g. Switzerland and Czech Republic) have found efficient in Model 3. Conclusion: In conclusion, it is possible to say that the sensitivity to environment could be high in countries where income inequality is lower than other OECD countries. In this context the results show that Luxemburg, Iceland and Norway are in the top rankings in terms of eco-efficiency same as Gini coefficient ranking.

Keywords: Gini Coefficient, Environmental Performance Index, Eco-Efficiency, Data Envelopment Analysis, OECD

Doi: 10.17364/IIB.2017.2.0003

OECD ÜLKELERİNDE EKO-ETKİNLİK ve EKONOMİK ETKİNLİĞİN VERİ ZARFLAMA ANALİZİ KULLANILARAK ÖLÇÜMÜ
 
Amaç: Ülkelerin ekonomik büyümeleri gayrisafi yurtiçi hasılalarında (GSYİH) meydana gelen artışlarla ifade edilebilmektedir. Kişi başına GSYİH rakamları ile de ülkelerin kalkınma seviyeleri yorumlanabilmektedir. Ancak ülkelerin refah düzeyinin göstergesi olarak GSYİH tek başına yeterli olmamaktadır. Dünyada hiçbir ülkede milli gelir, fertlere eşit olarak dağılmamıştır. Gelir dağılımı eşitsizliklerinin ölçümü için Lorenz Eğrisi’ ne dayalı olarak elde edilen Gini katsayısı kullanılabilir. Gini katsayısı 0 (sıfır) ile 1 (bir) arasında değerler almaktadır. Bu katsayının sıfıra eşit olması ülkedeki gelir dağılımının eşit olduğunu, bire eşit olması ise o ülkedeki gelir dağılımının tamamen adaletsiz olduğunun göstergesi olarak kabul edilir. Gini katsayısına bakarak 0’a yakın katsayıya sahip ülkeler için gelir dağılımı adaletinin daha yüksek olduğu şeklinde bir yorum yapmak da mümkündür. Günümüzde ülkelerin her alanda karşı karşıya olduğu hızlı değişim ve rekabet ortamı ile ülkelerin refah düzeyinin ölçümlenmesi de boyut değiştirmeye başlamıştır. Hem ekonomik hem de ekolojik konular göz önüne alındığında daha iyi bir refahın nasıl sağlanacağı ile ilgili büyük bir endişe duyulmaktadır (Korhonen ve Luptacik, 2004: 437). GSYH, kişi başı GSYİH ve Gini katsayısı gibi sadece ekonomik göstergelerin, gelecek nesillerin yararına birikimin değerini görmezden geldiği gerekçesiyle literatürde artık yetersiz bulunmaktadır. Nitekim son dönemde pek çok çalışmanın sürdürülebilir kalkınma üzerine odaklandığı görülmektedir. Temelinde çevre ve insan kavramları olan sürdürülebilir kalkınmayı, 1987 yılında Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Komisyonu (UNCED), “İnsanlık, gelecek kuşakların gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçlarını temin ederek, kalkınmayı sürdürülebilir kılma yeteneğine sahiptir.” şeklinde ifade etmiştir. UNCED 1992’den bu yana sürdürülebilir kalkınmanın öneminin altını çizmektedir; ekolojik verimlilik kavramı ise ilk defa Schaltegger ve Sturm (1989) tarafından kullanılmış ve sürdürülebilir kalkınma literatüründe eko-etkinlik önemli bir yer tutmuştur (Brady et al., 1999: 35). Eko-etkinlik kavramı, minimum çevre kirliliğine neden olan mal ve hizmet üretme kabiliyeti olarak açıklanabilir (Kuosmanen ve Kortelainen, 2005: 60). Bu çerçevede bu çalışmada, kar amacı gütmeyen organizasyon olarak düşünülebilecek olan ülkelerin, sürdürülebilir kalkınmasının bir göstergesi olarak çevresel duyarlığı da içine alan bir etkinlik analizi ortaya koymak hedeflenmiştir. Bu amaçla çalışmada, VZA ile OECD üyesi ülkelerin ekonomik ve ekolojik etkinlikleri, kişi başına GSYİH’ nin yanında Gini katsayısı ve çevresel performans endeksi verileri kullanılarak ölçülmüştür. Yöntem: Veri Zarflama Analizi (VZA), benzer girdileri kullanarak benzer çıktıları üreten ekonomik karar verme birimlerinin (KVB) birbirlerine göre etkinliklerini ölçen, doğrusal programlama tabanlı parametrik olmayan bir yöntemdir. KVB’ler birbirine benzeyen girdiler yardımıyla birbirine benzeyen çıktılar üreten işletme, kurum, firma, şirket gibi etkinliği incelenen birimlerdir. Bir karar verme biriminin VZA ile elde edilen etkinlik skoru, çıktıların ağırlıklı toplamının girdilerin ağırlıklı toplamına oranı olarak tanımlanmaktadır. VZA’ da karar verme birimlerinin her birinin kendi etkinlik skorunu en büyük yapacak şekilde girdi ve çıktı ağırlıklarının seçileceği ve aynı ağırlık değerleri altında diğer KVB’ nin etkinlik skorlarının bire eşit ya da daha küçük olacağı varsayılmaktadır. Etkinlik skorunun bire eşit olması KVB’nin etkin olduğunu, sıfıra eşit olması ise etkin olmadığını belirtmektedir. Klasik VZA modelleri (Charnes et al.,1978:430, Banker et al., 1984:1083) etkin KVB’leri kendi içinde sıralayamamaktadır. VZA süper etkinlik modelleri ise, etkin birimlerin en etkinden en az etkine doğru kendi içinde sıralanmasına olanak vermektedir (Andersen ve Petersen, 1993: 1262). Birçok sektörde geniş bir uygulama alanına sahip olan VZA, KVB’ lerini fonksiyonel bir yapıya gerek duymadan aynı anda değerlendirmektedir ve sadece kar amacı güden üretim sistemleri için değil, aynı zamanda kar amaçlı olmayan organizasyonlar için de ideal bir etkinlik ölçümü yapabilmektedir. Çalışmada, OECD ülkelerinin tamamı için tüm verilerin elde edilebildiği en güncel yıl olan 2014 yılına ilişkin veriler kullanılmıştır. Gayri Safi Sermaye Oluşumu (GSSO-GCF), satın alma gücü paritesine göre kişi başına GSYİH, İşgücü değişkenleri Dünya Bankası veri tabanından, Gini katsayısı OECD veri tabanından ve Çevresel Performans Endeksi (EPI) değişkeni de Yale Üniveristesi EPI (2014) raporundan elde edilmiştir. Bulgular: Üç farklı model kurularak VZA ile ülkelerin süper etkinlik skorları elde edilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Kullanılan tüm modellerde sermaye ve emek üretim faktörlerinin göstergesi olarak ülkelerin GSSO ve işgücü rakamları girdi değişkeni olarak kullanılmıştır. Model 1’de ekonomik etkinliğin ölçümü için, kişi başına GSYİH çıktı değişkeni olarak alınmıştır. Model 2, Model 1’e ülkelerin Gini katsayısının tersinin çıktı olarak eklenmesiyle genişletilerek elde edilmiştir. Üç girdi ve iki çıktı değişkeni ile oluşturulan Model 3’de girdi değişkenleri olarak işgücü, GSSO ve EPI, çıktı değişkenleri olarak ise kişi başı GSYİH ve Gini katsayısının tersi dikkate alınmıştır. Analiz sonuçlarına göre, çıktı değişkeni olarak sadece GSYİH’nın ele alındığı Model 1’den elde edilen etkinlik skorları; Lüksemburg, Macaristan ve Yunanistan’ın en etkin ülkeler olduğunu göstermiştir. Bu modele ülkelerin gelir eşitsizliği değişkeni eklenerek elde edilen Model 2’nin sonuçları değerlendirildiğinde sırasıyla; Lüksemburg, İzlanda, Norveç, Slovenya, Macaristan ve Yunanistan’ın en yüksek süper etkinlik skoruna sahip olduğu görülmektedir. Çevresel performans endeksini de dikkate alan Model 3 sonuçları, Model 2’de en yüksek etkinliğe sahip ülkelere İsviçre ve Çek Cumhuriyeti’nin de eklenmesiyle toplam 8 ülkenin en yüksek süper etkinlik skoruna sahip olduğunu göstermiştir. Sonuç: Analizde kullanılan üç modelin sonuçları değerlendirildiğinde, gelir eşitsizliği diğer OECD ülkelerinden daha düşük olan ülkelerde çevreye duyarlılığın yüksek olacağını söylemek mümkündür. Buna göre; Lüksemburg, İzlanda ve Norveç gibi ülkeler Gini katsayısı sıralamasında olduğu gibi ekolojik verimlilik açısından da en üst sıralarda yer almaktadır.

Anahtar Kelimeler: Gini Katsayısı, Çevresel Performans Endeksi, Eko-etkinlik, Veri Zarflama Analizi, OECD

Doi: 10.17364/IIB.2017.2.0003

Tam Metin