Year:2017   Issue: 26   Area: Banking and Risk Management  

Hatice Nur GERMİR
CENTRAL BANK'S BANK SUPERVISION AND IT’S REFLECTION TO ECONOMY
 
When we distinguish and analyze the world economic history in terms of "International Payment Systems" which is the most important determining factor in the development of economic and financial relations on an international scale, it might be seen that the main features of the Gold Standard System, implemented from the year 1870 until the beginning of the First World War until the 1930s, are as follows: a) Determination of the rate of exchange between gold according to the amount of gold covered by national currency b) the costs required for the transfer of gold from one country to another are limited to the gold import and export duties determined by fluctuations in exchange rates; c) the order of provision of external equilibrium through automatic revenue and price mechanism is possible. A draft of 16 articles prepared by 39 country representatives in Brussels between 24 September and 8 October 1920 was prepared and a draft of money, exchange and payment was drafted and all countries were made to comply with this draft. The most striking item in the draft is the autonomy of the Central Banks, since the Central Banks cannot withstand the government's desire for emissions during the war, and especially that of the emission banks’ being able to move by inspired by prudent politics. In 1944, the agreement was signed in Bretton Woods, USA, to determine jointly the decisions to be made as the International Monetary System. The agreement was made to transform the currency of the countries into convertible bonds and to allow the exchange rates to fluctuate in narrow margins for the purpose of developing multifaceted trade. The crucial point that distinguishes the Turkish financial sector of the 1990s from the 1980s is the banking system and ultimately the economic effects of a series of markets such as the interbank market, the interest rate market in the form of the Turkish Lira TL / Foreign Currency (FC) , which is pioneered by the Central Bank in the banking sector. On the debate over the necessity of falling margins at acceptable levels between deposits and loan interests in the 1990s, the banks have expressed their view that the reserve deposits will have to move downward with the required reserves and liquidity and to reduce the insurance and provision rates brought by the public authorities

Keywords: Bretton Woods System, Central Bank's Autonomy, Disponibility, Interbank Market, Profitability, Performance Measure

Doi: 10.17364/IIB.2017.2.0001

MERKEZ BANKASI’NIN BANKALARI DENETLEMESİ VE BUNUN EKONOMİYE YANSIMASI
 
Ekonomik ve mali ilişkilerin uluslararası boyutta gelişmesinde en önemli belirleyici unsur olan “Uluslararası Ödeme Sitemleri” bakımından dünya ekonomik tarihini dönemlere ayırıp incelediğimizde; 1870’li yıllardan Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcı olan 1930’lara kadar olan dönemde uygulanan Altın Standardı Sisteminin ana özelliklerini; a) Ulusal paraların kapsadığı altın miktarlarına göre aralarındaki değişim oranının belirlenmesi, b) Altının bir ülkeden diğerine gönderilmesi için gereken masrafların döviz kurlarındaki dalgalanmalar tarafından belirlendiği altın ithal ve ihraç noktaları ile sınırlı olması, c) Otomatik gelir ve fiyat mekanizması yoluyla dış denkleşmenin sağlanması şeklinde sıralamak mümkündür. Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile savaş ekonomisinin getirdiği zorluklar nedeni ile Altın Standardı uygulamasına ara verilmiştir. Savaş sonrası olan 1919-1928 yılları arasında ülkelerin Altın Standardı dönemine geri dönerek savaş öncesi pariteleri aynen benimsediği izlenmektedir. 39 ülke temsilcisi tarafından Brüksel’de 24 Eylül- 8 Ekim 1920 tarihleri arasında toplanan konferansta 16 maddeden oluşan bir taslak hazırlanarak, para, kambiyo ve ödemeler konusunda taslak hazırlanarak tüm ülkelerin bu taslağa uyması temennisinde bulunulmuştur. Taslakta en dikkat çeken madde, savaş döneminde Merkez Bankalarının hükümetlerin emisyon isteklerine karşı duramadıklarından Merkez Bankaları için özerklik getirilmesi ve özellikle emisyon bankalarının baskıdan korunmaları ve ihtiyatlı politikadan esinlenerek hareket edebilmelerine yönelik olanıdır. Merkez Bankalarının yaygınlaştırılarak, Merkez Bankası olmayan ülkelerde de kurulmaları vurgulanmıştır. 29 Ekim 1929 tarihinde A.B.D.’de borsada yaşanan büyük çöküntü, bankacılık sistemini ve genişleyerek ekonominin tümünü olumsuz düzeyde etkileyen bir buhran haline dönüşmüştür. Diğer kapitalist ülkelere de sıçrama gösteren ve İkinci Dünya Savaşı’na kadar etkinliğini sürdüren ekonomik buhran, Altın Standardı Sisteminin yıkılışını çabuklaştırmış, döviz kontrolleri, iki yönlü ticaret anlaşmaları ve kambiyo kısıtlamaları gibi parametrelerin etkisi altında uluslarası ticaretin büyük ölçüde kesintiye uğramasına yol açmıştır. 1944 yılında ABD’nin Bretton Woods kentinde Uluslararası Para Sistemi olarak ortak uygulanacak kararları belirlemek üzere düzenlenen konferansta imza altına alınan anlaşma ile çok yönlü ticaretin gelişmesi amacına yönelik olarak ülke paralarının birbirine konvertibilitesi yani dönüştürülmesine çalışılmış ve döviz kurlarının dar marjlar içinde dalgalanmasına izin verilmiştir. Bretton Woods Sistemi Adjustible Peg/ Ayarlanabilir Sabit Kur sistemine dayanmakta olup; Altın Standardı ile aynı avantajlara sahip ve esnek bir yapıda olarak belirlenmiştir. Amerikan Doları 1 Ons Altın = 35 Dolar şeklinde fiyattan altına bağlanmış olmakla, ülke paralarının dolaylı olarak altın paritesi bulunması yanısıra ABD dışındaki IMF’e üye olan ülkelerin para birimleri Dolara bağlı hale getirilmiş ve her ülke için bir dolar paritesi belirlendiği ve Gold Cover Garantisi denilen bu garanti neticesinde dolar, altın kadar güvencesi olan uluslararası rezerv birimi olarak nitelendirilmiştir. Amaç: 1990’lı yılların Türk mali sektörünü 1980’lerden ayıran en temel nokta, bankacılık sektöründe Merkez Bankası’nın öncülüğünde oluşan interbank piyasası, TL/YP şeklinde faiz piyasası gibi bir dizi piyasanın bankacılık sistemine ve nihayetinde ekonomiye yansımalarını incelemektir. Yöntem: Ticari bankaların kuruluşundan sonra toplumdaki sosyal ve ekonomik gelişmenin bir gereği olarak ortaya çıkan ve ülkede bankacılık ve parasal yapının regülatörü olarak görülen Merkez Bankaları’nın ülkemizde ile Almanya, Fransa ve İtalya’daki Merkez Bankası uygulamaları tarihsel perspektifte ele alınarak ekonomiye yansımaları üzerinde durulmuştur. Bulgular ve Sonuç: 1986 yılına kadar bankaların kendi aralarında oluşturdukları ancak sistematik bir yapıya kavuşmamış olan TL/Döviz interbank piyasası Merkez Bankası’nın piyasalaştırma politikası ile kurumsal bir kimlik kazanmıştır. 1990’lı yıllarda mevduat ve kredi faizleri arasındaki marjın kabul edilebilir seviyelere inmesi gerekliliği tartışmaları üzerine, bankalar mevduat munzam zorunlu karşılıklar ile disponibilitelerin aşağı yönlü hareket etmesi ve kamu otoritelerinin getirdiği sigorta ve karşılık oranlarının düşürülmesi yönünde görüş bildirmişlerdir. Ayrıca Merkez Bankası’nın piyasada işleyen serbest faiz düzenine müdahalesinin asgariye inmesi yönündeki uygulama neticesinde faizlerin kendiliğinden aşağı yönlü tavır sergilediği, bankaların bu düzenin korunmasında daha aktif hale gelmeleri, kredi çeşitliliğinin riski yaygınlaştırdığı, bankaların kullandığı teknolojilerde meydana gelen gelişim sayesinde hizmet türlerinde meydana gelen çeşitlilik yanısıra para ve sermaye piyasasına sunulan yeni enstrümanlar ve alternatif finansman teknikleri, bankaların en önemli menkul geliri elde ettikleri krediler yerine hizmetlerden elde ettikleri karlılığı da bir performans ölçütü olarak değerlendirmelerine yol açmıştır.

Anahtar Kelimeler: Bretton Woods Sistemi, Merkez Bankası’nın Özerkliği, Disponibilite, İnterbank Piyasası, Karlılık, Performans Ölçütü

Doi: 10.17364/IIB.2017.2.0001

Tam Metin